NSO

Faylak el Şam”, Tarafsızlık Stratejisi Ve Olumlu Sessizlik

Halep kuzey kırsalındaki Tel Ahmar bölgesinde ağustos 2016'da DEAŞ örgütü karşısında operasyonlar sırasında "Faylak el Şam"a ait bir tank

Muhalif birliklerin birkaçı arasında kuzeyde yaşanan kavga, Faylak el Şam’ı olaylar çemberine, kavga tarafı olarak değil de bir yandan aracı ve aynı zamanda kavga taraflarından suçlamalara maruz kalarak güçlü bir şekilde atmıştır.

Faylak el Şam’ın, bir yandan Cephet Tahrir Suriye’nin Sukûr el Şam ve diğer yandan Heyet Tahrir el Şam ile arasında aracı olmaya karar verdiğinde, bunu önceden de öngörmesine rağmen birinci tarafın Faylak aleyhine başlattığı şiddetli medya saldırısı ve ikinci tarafla gizli iş birliği suçlamaları daha önce hiç görülmemiş bir şekilde olmuştur. Faylak el Şam’ı kavgaya sürüklemek isteyen cihetler, bu grup aleyhine devamlı yönlendirilen Heyet Tahrir el Şam’a mühimmat ve silahının bir kısmını vermesine dair suçlamaları yeniden meydana getirmiştir. Bu suçlamalar eski olup yalnızca Faylak el Şam’a değil, bilindiği gibi İdlip ve Hama kırsallarındaki bazı Özgür Ordu birliklerini de hedef alarak, sürekli kuzeyde bulunmasına karşılık Heyet’e belli imdat oranını sunduğu dile getirilmektedir.

Ancak bu suçlamalar, yorum yapması için Faylak el Şam komutanlığının ilgisini celp etmedi. Ne son çatışmalardan önce ne de esnasında. Çatışmalar sırasında bazı komutanlarının, Faylak el Şam’ın muhalefetin askeri sahada tek olmasına hazırlık olarak Cephte Tahrir Suriye’ye karşı zayıflatmak ve denklemden çıkartmak amaçlıyla gizli olarak Heyet Tahrir el Şam ile Faylak’ın suç ortaklığı yapması denmesine kadar suçlamaların hal almasından önce, kesintili ateşkes anlaşmalarına varmayı başardığı ana rol oynamıştır.

Baştan beri Heyet Tahrir el Şam’ın karşı tarafın revaç verdiği ve düşüncesinin dışında değildi. Ancak suçlamalar, Heyet’in, Faylak’a, operasyon sonrasında Türkiye ile sınır kapılarının idaresini verme sözüne karşılık, Heyet ile Faylak el Şam’ın bir kısım komutanları arasında gizli bir koordinasyonun olduğunu ortaya çıkaran, Heyet Tahrir el Şam’ın iki komutanı arasında yapılan bir görüşmenin sesli kaydından ibaret olduğunu söyleyen sosyal paylaşım sitelerindeki bazı hesaplar tarafından yayınlanmasıyla, son olarak yeni bir gerginlik yolunu almasından önce, bir yandan yedek medyaya sınırlı ve gayri resmi diğer yandan yalnızca zanna dayalı analizler olarak kalmıştır.

İçeriğinin tehlikeli bir sızma olmasına rağmen kayıtta konuşan iki kişinin Heyet Tahrir el Şam ile işbirliği yapan kişinin Irak vatandaşlığını taşıyan Faylak’ın askerî komutanının olduğunu ilk kez medyada meydana getirilmesi olmasa yalnızca düzmece olması kuvvetle muhtemel bir ses kaydından ibaret olmasıyla yine de ilgi dairesinin dışında kalacaktı.

Salah El İrakî veya Ebu Humam, ondan önce "Faylak el Şam'ın" gizli bir şahsiyeti değildi. Bilakis, grupta askeri eğitmen olarak uzun süredir tanınmakta ve sonra da "Faylak”ın El Nuhba güçlerinden bir tugayın başına geçmiştir. Tugay "El Hamza Tugayı" olup İdlip'i ele geçirme operasyonlarına dek askeri görevi sıfatı olmaksızın sahip olduğu büyük kaynak ve nitelikli imdatla sınırlı kalmasından sonra, ki bunlar olmadan "Faylak el Şam" muhalefetin askerî harekât merkezinde o yıldan önce yeri olmayacaktı, 2016 yılından beri "Faylak el Şam'ın" katıldığı operasyonlarda farklılık oluşturmuştur.

Ancak Salih el İrakî'nin adını sosyal paylaşım sitelerinde bu şekilde öne sürülmesi, ulusal İslami/askeri grup olarak kendini takdim eden "Faylak el Şam" komutanlığını şüphesiz mahcup bırakmıştır. Bu sızıntıyı da görmezden gelse de ilk defa "Faylak" kadrolarının birçoğu konuya yorum yapılmasına karşı çıkıp kaydedilen görüşmenin içeriğini temelden yalanlayarak, Salah el İrakî'nin grupta resmi herhangi bir sıfat taşımasını reddedip yalnızca eğitmen olduğunu söyledi.

"Faylak el Şam" komutanlığının bu seferki görmezden gelmesi, öncekilerden daha çok Salah el İrakî’nin meselesine herhangi bir yorum yapılmasının mahcubiyet vereceğini açıklamaktadır.

"Faylak el Şam" içinde Suriye'li olmayan herhangi bir şahsın bulunmasını reddetmesi, gereksiz bir tartışma meydana getirecektir. Grubun herkesin El İhvan el Müslimin'e bağlılığı üzerinde birleşmesine rağmen, muhtelif İslami akım ve okullardan (İhvan, muhtelif okullarıyla Selefilik, Eş’arîlik... vs.) üzerinde anlaşılan elde ne varsa toplayarak dinî hitabetini böyle bir karışıma dayatarak, birçok grubu tuzaklara düşürdüğü şeyden "Falak el Şam”ın kaçınmaya çalıştığı, ulusal grupların Müslümanlığının sağlıklı ve selim olmasını teyit eden herhangi bir hitap veya güvenilirliği kısıtlamaya, geçen altı yıl içerisinde güçlü bir şekilde çalışan cihatçı/selefi veya ona yakın cemaatler tarafından özellikle bu konudaki üstünlük sağlamanın hala etkin olduğu bir zamanda "Din bağından" beraat eden kimse gibi gösterecektir.

"Faylak" komutanlığının ne ikrar ne de reddettiği bir dayatmadır ki hiçbir yetkili resmi olarak bu konuyu ele almamışken sahada "Faylak'a" mensup olanların, beraat etmek olarak değil de grubun İhvan'a tabi olmadığına ısrar etse de çok kişiye göre komutanlığın "Faylak'ın" kalan grupların sonunda çözülmesinden sonra vasat İslamilerin bir istikameti haline gelmesindendir.

Hakikat odur ki "Faylak el Şam'ın" El İhvan el Müslimin'e tabiliğini reddetmesi gerçeğe tamamen aykırı sayıldığı gibi iki tarafı da aynı safta görülmesi en azından şimdiye kadar gerçeğe aykırıdır.

2012 yılından itibaren "İhvan”nın eski ve resmi olarak "Cemaat”e katılan gençler veya yurtdışındaki babalarından İhvan'a katılmayı miras olarak almamayı tercih edip farklı yolda ve bağımsız şekilde girmeye karar veren, "Cemaat" tecrübeleri, mukadderatı ve ilişkilerinden tabii ki yararlanıp "Örgüt “ün resmi çatısı altında sağlanmayan harekette esnekliği sağlayacak Örgüt’e mesafe bırakan yeni nesil arasındaki uzak görüşlülük ve stratejilerin farkı açıktı.

Bunun üzerine "İhvan'nın" Suriye'deki liderliği "Heyet Duru el Sevre" (Devrim Zırhları Heyeti) adıyla tanınan resmi olarak tabi askerî güç kurmayı seçerken genç veya bağımsız akım, birinci derece askerî kurum olsa da özellikle Halep ve Humus kırsallarında etkin olduğu bölgelerde sivil hizmetleri sunmaya özen gösteren Heyet Himayet el Medeniyyin" (Sivilleri Koruma Heyeti) adıyla tanınanı kurdu.

İki tecrübe de bitti. Devrim Zırhları Heyeti'nin tecrübesi tamamen başarısız olurken, "Sivilleri Koruma Heyeti" askeri oluşumlarının en bariz olanlarının çekilip o zamanda Sivilleri Koruma Heyeti'nin ana askeri gücünü temsil eden ve (TECEMMÜ İstakim, Hareket el Nur, El Emcad Tugayı, Cünd el Haremeyn Tugayı, Nureddin Zenkkş ve El Ensar Tugayı) başta olmak üzere oluşumlardan oluşan "Ceyş el Mücahidin'e" katılmasıyla, Ulusal Koalisyon üyesi ve temsil ettiği akımın kurduğu ve "İhvan-i Müslimin" ile bağını reddetmeyi bırakmayan, muhalefetin siyasi kuruluşlarındaki makamlara bağımsız olarak aday gösteren Sivilleri Koruma Heyet'inin tecrübesi 2013 yılının sonunda bitti. "Ceyş el Mücahidin"i oluşturan oluşumların liderleri siyasi temsili elinde tutarak maddi destek, silah ve mühimmat temin etmesi karşılığında Heyet'ten "Ceyş"in askeri kolu olma teklifini reddetti.

Müzakerelerin başarısız olmasıyla Suriye muhalefeti arasında "Nezir el Hakim'in Akımı" olarak tanınmaya başlayan akım, hacim ve sayı olarak farklılık arz eden, özel kaynakları olmamalarında ortaklık gösteren, ya da İslami selefi olsun Özgür Ordu olsun temsil edecek büyük grupların olmamasını kabul eden ve özellikle de büyük imkanları hususunda yeni oluşumda yeni bir fırsat gören Hama, Halep, İdlip ve Humus'tan 19 birlikten "Faylak el Şam"ı kurmaya gitti.

Gerçekten de özel imkânlar "Faylak el Şam"ı askeri muhalif güçler arasında ana unsur olarak kendini kaydettirmesini sağladı. Ta ki İdlip ilini ele geçirme operasyonlarında bu imkânlardan çok büyük şekilde istifade eden "Ceyş el Fetih" kurulana dek. Bu operasyonlar "Faylak"ın bazı askeri teşkilatının ilk kez ortaya çıkmasına fırsat sağladı.

"Faylak el Şam"ın, çoğunun Katar ve Türkiye'nin desteğine dayattığı ve ayrıcalık gösterdiği kaynaklar grubun 4 yılı içerisinde mevkiini güçlendirmede tek faktör değildi. Bunun sağlanmasında "Faylak"ın herhangi bir iç kavgaya karışmaması da rol oynamıştır. Şurada burada kendi oluşumları veya diğer grupların oluşumlarıyla arasında, çoğu bölgesel ve rekabet taşıyan olmuş ve hala olan bazı hafif çatışmalar dışında "Faylak el Şam"ın sicili gruplar arası karşılaşmalardan temizdir. Hatta "Cünd el Aksa Tugayı"nın, iki grubun da "Ceyş el Fetih" çatısı altında olduğu 2015 yılının ortasında idlip kırsalındaki Serakıp'ta El Muheymin (Mazin Kassum) adlı komutanına suikast düzenlediği ve akabinde getirdiği büyük sese rağmen "Faylak", liderliğinin itimat ettiği görünen stratejisi çerçevesinde bu meseleye göz yummuştur.

"Faylak el Şam"ın meyvlerini sakince ve uzun vadeli olarak aldığı bir stratejidir ki "Heyet Tahrir el Şam"ın geçen yıllarda saldırdığı her savaşçı veya grubun sığındığı bir sığınak halini alarak asker sayısını 2016-2018 yılları arasında birden fazla katlaması 15 bin civarı asker sayısıyla hâlihazırdaki devrim ve muhalefet birliklerinin en büyüğü olduğunu gösteren statikler göstermektedir.

"Faylak el Şam"ın kurulduğunda en çok ümit bağlayanların beklemediği bir gerçektir. Ancak dört sene önce kayalara kazı olarak görünenler bugün hala, hasımları tarafından yumuşak kontrolün şümullü İhvan stratejisi kapsamında bir tektikten öte olmadığını söylemesi çokların da tekrarladığı ancak maddi delilin sunulmadığı,  "İhvan-i Müslimin"e bağlı veya ilişkili olmayıp liderlerinin tekrarladığı gibi diğer İslami ve Özgür Ordu'nun çeşitli birlikleriyle olduğu gibi projeleriyle ortak noktası çok olarak dostu olduğuna vurgu yapan "Faylak"ın lehine büyük sonuçlar olarak meyve vermektedir.

Ancak herkesin buluştuğu nokta ise "Faylak el Şam"ın yanlarında olmasının önemi olup "Cephet Tahrir Suriye" liderinin (Hasan Safvan) geçen 24 Şubatta "Heyet Tahrir el Şam" ile çatışmaları başladığında açık bir mesajda  "Faylak"ın "Cephet Tahrir Suriye"nin saffında "Heyet Tahrir el Şam"ın karşısında durmasına davet ettiyse de, aynı durumu bekleyen ancak göründüğü gibi, "Cephet Tahrir Suriye" ile "Sukur el Şam Tugayı" karşısında savaşmak üzere önemli sayıdaki askerlerinin tahliye ettirdiği rejim güçleriyle nöbet noktalarından onlarcasını teslim etmeyi kabul etmesi çok kişiye göre doğrudan olmasa da "Faylak"ın "Tahrir el Şam"a katkısı olarak görülse de "Faylak" liderleri grubun silahı birinci derecede düşmana doğru olduğu ve iç kavgayla alakadar olmadığı, daha açık bir ifadeyle her hâlükârda ikna edici olmayan bir tarafsızlığı pekiştiren bir davranış olduğunu söylemektedir.

Bu içeriği paylaş