NSO

GRUPLARIN KUZEYDEKİ İÇ SAVAŞI: ASKERÎ ÇÖZÜM GÜÇLEŞİNCE ANLAŞMAYA GİDİLDİ

Halep batı kırsalında Nureddin Zenki Hareketi’ne ait tank ve zırhlı araç

Suriye’nin kuzeyinde savaşan grupların geçen Perşembe sabahı bölgede sürekli çözüm ilkeleri üzerine imzalayarak ateşkese varılmasından birkaç saat geçer geçmez çeşitli gruplardan daha önce görülmemiş komutan ve askerleri hedef alan suikast dalgası başladı. Bu husus, çokların tarafından bu anlaşmanın, dar çapta da olsa bazı yetkilileri tarafından birbirine suçlamalar yöneltilen bu gruplar arasında savaşma fitilini ateşlemek isteyen üçüncü bir tarafın eliyle hedef alındığını görmektedir. 

Son anlaşma aracı heyetlerin “Heyet Tahrir el Şam” ve “Türkistan İslam Partisi” bir yandan ile “Cephet Tahrir Suriye” ve Liva Sukûr el Şam” diğer yandan, aralarında yönettiği zorlu müzakerelerden bir hafta sonra meydana geldi. Başarmasına yardımı olduğu görünen, müzakerelerin bu turu medyadan uzak kalmasındaki başarı dikkat çekiciydi. 

İki taraf arasındaki aracılık çabaları geçen haftanın başında “Heyet Tahrir el Şam” cumartesi günü İdlip’in güney kırsalındaki Maarret el Nu’man şehrini ele geçirmek için en şiddetlisi sayılan bir saldırı düzenlediğinde tamamen çökmek üzereydi ancak başarılı olmadı. Saldırı “Nureddin Zenki Hareketi” tarafından “Tahrir el Şam” son kaleleri sayılan Halep’in batı kırsalındaki El Fürsan Cemiyeti ve başka köyleri ele geçirerek karşılık verilirken sonuncusu, daha önce bölgeyi tarafsız kılmak ve El İzze Ordusu’na teslim etme anlaşmasında sonra Hama kırsalındaki Morek şehri ve çevresinde tekrar mevzilendi.  

“Heyet”in Maarret el Nu’man şehrine düzenlediği saldırı akabinde “Halk Girişimleri Birliği” müzakerelerin başarısız olmasındaki sorumluluğu “Tahrir el Şam”a yüklediği bir açıklama yaptı. Birlik, Hama, İdlip ve Halep kırsallarındaki bir grup ileri gelen ve aşiret şeyhlerini temsil etmektedir. 

Aynı duruşu “Faylak el Şam”da şeri sorumlu geçen şubat ayının 11’inde savaşmanın başladığından beri taraflar arasında en bariz aracı Şeyh Ömer Ebu Huzeyfe sergiledi. Bu, “Heyet Tahrir el Şam” a müzakerelere dönmesi için güçlü bir faktör oluşturdu. Onun yanında iki ay süresinde savaşmalarda uğradığı büyük kayıplar da vardır. 

Yerel değerlendirmelere göre de, iki tarafın zayiatı bini geçmiştir. Yaklaşık %70’i “Heyet Tahrir el Şam” mensuptur. Ek olarak yüzlerce yaralı ve tutsak ile askeri operasyon ve karşılıklı saldırı sonucunda sivillerden de ölü ve yaralı düştü. Ayrıca cephanelerde büyük kayıplar meydana gelmiştir.

Aracı heyetleri, öncelerinde de zayiatın yükselmesini mani olan, savaşma süresince duruşunu savunan, karşı tarafı çatışmanın çıkması ve sürmesinde sorumluluk yükleyen medya propagandalar başlatan savaşan gruplara güçlü baskı oluşturan kesintili ateşkeslere varılmasında başarılı olan denemelerinde daha ısrarlı kılan büyük rakamlar.

İki taraf arası savaş, “El Zenki” ve “Ahrar el Şam” hareketlerinin birleşip “Cephet Tahrir Suriye” oluşturduğunu ilan etmesinden yalnızca birkaç gün sonra başlamıştı. Başlamasından önceki haftalarda “El Zenki” ile “Heyet” arası, karşılıklı tutuklama ve suikast suçlamaları ile “Heyet Tahrir el Şam”ın “El Zenki”yi ona karşı saldırılar düzenlemek üzere “Devrimciler Ordusu”ndan unsurlar sokması şeklindeki suçlamalar gibi karşılıklı suçlamalar akabinde gerginlikler yaşanmıştı.

Ancak, durumun patlak vermesinde doğrudan doğruya olan nedene bakılmaksızın iki tarafın çatışma nedeni ve faktörleri ondan önce hazırdı ve herkes başlamasının vakit meselesinden ibaret olan bu savaşı beklemekteydi. Kısacası, tüm bu faktörleri, her bir 

tarafın diğerinin gücünü kırma ve bölgedeki nüfuzunu kısıtlamak isteği şeklinde özetlemek mümkündür.

O zamanda kadar, kuzeyde çoğu Özgür Ordu’dan yirmiden fazla grubu çözmek ve kısıtlamada başarmasından sonra en bariz güç sayılan “Heyet Tahrir el Şam”a göre, “Ahrar el Şam” ve “Nureddin Zenki Hareketi”nin birleşmesi, bölgedeki egemenliği, için doğrudan doğruya bir tehlike temsil etmektedir. Bu egemenlik 2017 yılının ortasında “Ahrar el Şam”ı yenmesi, Türkiye ile ticari geçitler, İdlip’teki ana hizmet ve idari kurumları ele geçirmesi, ondan sonra İdlip’te ilan edilen “Suriye Kurtuluş Hükümeti” olarak tanınan cephenin arkasında idareyi eline tek almasından sonra büyük ölçüde fiilen gerçekleşmiştir.

“Nureddin Zenki Hareketi”nin Şubat 2017’de ilanından sonra bir parçası olduğu “Heyet”ten “Tahrir el Şam”ın “Ahrar el Şam”a düzenlediği saldırı sebebiyle ayrılmasına rağmen “Heyet”, “Ceyş el Ahrar” ve “İslami Fecr el Şam Hareketi” olan iki unsurun daha çıkmasıyla etkilenmeden sahneye egemenliğini korumuştur. Kurtuluş Hükümeti projesine ilerleyebildi ve en önemlisi Türkiye hükümetiyle anlaşma yapması gereği Ankara ile Moskova arasında Gerginliği Azaltma Anlaşması’na binaen Türk Ordusu’ndan güçlerin Suriye’nin kuzeyinde mevzilenmesidir.

“Heyet Tahrir el Şam”a ek bir doz güven veren gelişmeler ki egemen bir güç esasına davranmaya başladı. Buna binaen diğer gruplara sunacağı en iyi imkân, kendi liderliği altında “Kurtulış Hükümeti”ne katılmaya davet etmesi olup hemen hemen tüm grup ve devrim güçleri tarafından reddedilmesi “Heyet”in ona karşı yeni bir güç oluşmasından korkularını sürekli hazır olarak bırakmıştır.

“Heyet Tahrir el Şam”a başta, özellikle de “Tahrir el Şam”ın çatışmalarda ele geçirdiği mal varlıkları geri almak, “Heyet”te olan esir ve tutukluları salıvermesi için sekiz ay süren iki taraflı müzakerelerin başarısız olmasıyla yarası henüz iyileşmemiş görünen “Ahrar el Şam Hareketi” karşıt grupları rahatsız etmiştir. Buna ilaveten “Ahrar”ın “Tahrir el Şam”ın düzenleyeceği herhangi bir hamleye karşı direnemeyeceğini bilmesi,  özellikle O’ndan ayrıldığından beri “Tahrir el Şam” canibinden sürekli rahatsız etme, tehdit ve baskı uygulamasıyla Heyet’e için bir sonraki hedef olduğuna güçlü bir şekilde inanan “El Zenki” ile birleşmesini hızlandırmıştır. Bu durum, “Heyet Tahrir el Şam”ın saldırıları ve egemenliğine karşı koymak üzere iki hareket arasında birleşmek için tüm şartları uygun kılmıştır.

Bununla birlikte, iki taraf da, aralarındaki çatışmalar başlamadan, duruşlarını güçlendirmek içim müttefik kazanmaya, geçen dönemde yoğun bir canlılık yaşayan her birinin medyadaki konuşmalarını belirli bir yöne yoğunlaşarak çalışmıştır.  “Heyet Tahrir el Şam” cihatçı teşkilatları yanına çekmeye çalışırken “Tahrir Suriye” “Özgür Ordu” ve sivil devrim faaliyelerini yanına çekmek ümidiyle devrimci konuşmasına yoğunlaşmıştır.

Ancak bununla beraber iki taraf da çatışmaya müttefik çekmekte büyük zorluklarla karşılaştı. “Heyet Tahrir el Şam”a cevap veren yalnızca “Türkistan İslam Partisi”a sınırlı kalırken “Cephet Tahrir Suriye” yanına savaşmaya katılan tek unsur “Liva Sukûr el Şam” oldu.

“Heyet”in bu çatışmada yanına cihatçı grupları, bir yandan “Suriye’deki cihatçı projeyi savunan savaş” ve diğer yandan “Ulusal proje tehlikesine karşı Suriye’li olmayan (muhacir) savaşçıları korumak” olarak göstermek yoluyla toplamaya çalışmasına rağmen şimdiye kadar “Heyet” ve “İslam Devleti Örgütü (DEAŞ)”ten bağımsız olan cihatçı selefi teşkilatların biri hariç hiçbiri bu çabalara cevap vermeyi reddetti. Bu cemaatlerin sayıca en büyüğü, en düzenlisi ve şimdiki orta ve mutedili sayılan “Türkistan İslam Partisi” idi. “Tahrir el Şam”ın yanına çatışmaya girmesi tüm değerlendirmelere göre direnişinde ilk günden beri büyük rolü vardı. Özellikle de “Heyet” komutanlığının, geçen yılın sonunda artık Demiryolu’nun Doğusu olarak tanınan rejim güçleri ve müttefikleriyle çatışmalarda olsun bu gruplarla da son çatışmalarında olsun “Heyet”in askeri edasının mücmeline etkisi görünen güçlü sarsıntılara son aylarda “Tahrir el Şam”ın içi maruz kalmasıyla özetlenebilen çeşitli sebeplerle savaşmaya katılmayı reddeden savaşçı grupların birkaçının isyanıyla karşı gelmesinde. 

“Cephet Tahrir Suriye”ye,  Özgür Ordu ve diğer İslami muhalefet birliklerin yanında durmaktan çekinmelerini, Hareket’in 2016 yılının yarısından bu yılın başına kadar geçen süreçte bu savaşın eline, başta doğal olarak “Heyet Tahrir el Şam” a katılmak yanlışlarını itiraf etmek, devrim projesini ihya etmek, “El Zenki ve Ahrar el Şam” hareketlerinin medyasının uyguladığı yoğun pompalamaya göre “karşıt projeler ve egemenlik çabalarını temsil eden Heyet Tahrir el Şam’dan kurtulmak”, iki hareketin komutanlarının savaşta yanına katılmaları için diğer gruplara yönelttiği açık davetler, gibi sunduğu her şeye rağmen karşılayan bir gerçektir. Dediğimiz gibi bu davetler “Liva Sukûr el Şam” dışında cevap almadı. “Heyet”in “Liva”ya ondan önce uyguladığı boğucu abluka ve asker sayısının sınırlılığına rağmen ilk andan itibaren cevap vermek üzere hızlı davranan “Liva”nın çatışmaya girmesinin etkili bir rolü olmuştur.

Kesinlikle, bu kuşatma ve “Tahrir el Şam”ın Liva’ya karşı, geçen yıl bir parçası olduğu “Ahrar el Şam Hareketi”ne karşı başlattığı geniş çaplı hamlesine karşı koymayı başarmasında beri, düzenlediği kesintili ancak sürekli saldırılar, bir gün kuzeyin en önemli ve en büyük askeri muhalefet birliklerinden olan Liva’ya intikam ve itibarını geri kazanmak için fırsat bularak Sukûr el Şam’ın bu çatışmaya katılmasını hızlandırmıştır. 

Bu olaylar ve diğer detayların çatışmaların hiddetini ve acımasızlığını daha önce muhalefet birlikleri arasında olmamış biçimde arttığı gibi aynı derecede herhangi bir tarafın son vermesi imkânsızlaştırdı ve sonunda emellerini asla karşılamayan bir anlaşmayı kabul etmeye mecbur etmiştir.

“Heyet Tahrir el Şam” doğal olarak “Fırat Kalkanı Bölgeleri” dışında kuzeyde bir rakip güç yükselmesini engellemek isterken bu gerçekleştirdi veya gerçekleştirmek üzereydi. Bu, “Cephet Tahrir Suriye”den başlayarak “Ahrar el Şam Hareketin” ile son bulan bölgede 20’den fazla yerel grubu 4 yıl boyunca hedef alması akabinde oldu. Karşısında gerçek engel olarak “Heyet”in yalnız kalması durumunda diz çöktürebileceği veya çözebileceğini sandığı “Nureddin Zenki Hareketi” dışında kalmadı.  

Bugün de varlığını savunmada hırçınlaşan ve ilk kez bu seviyede zarar veren üç güçle karşı karşıya gelirken “Heyet” şimdiki veriler sonucunda en önemli hedef olarak hâlâ büyük olan güç ve varlığını korumak olduğunu görmektedir. Çünkü bunun tersi, uzun zaman sürse de yerde her kabulün sonu demektir. Burada, hala süren “El Kaide Örgütü” ile arasında şiddetli anlaşmazlık özellikle geleneksel kuramcılar karşı dururken Ürdünlü Filistinli kuramcı Ebu Kutade dışında destekleyenin kalmadığı selefi cihatçı akımın büyük kısmını kaybettiği, sonradan karşı düzenlenecek uluslararası hamleye karşı koyacak kalan kabulü çok değildir.

 “Heyet Tahrir el Şam” mutlaka, bir sonuca varmadan çatışmaların sürdüğü durumda daha önce bitirdiği grupların halk destekçileriyle buluşturan acı hatıranın canlanmasından korkmaktadır. Tahrir el Şam komutanlığının başladığı halde sonu gelmeyeceğini bildiği bir 

durum olan “Heyet”ten intikam fırsatı kollayan o grupların komutan ve savaşçıların olduğu göz ardı edilememektedir.

Karşı olarak, diğer üç taraf için, arasında tamamen “Heyet”i yenmek olmasa da şimdiye kadar gerçekleşen sonuçlar “Tahrir el Şam”ın tek olduğu asrın sonu geldiğini itiraf ettiği, kuzeydeki tam kontrolüne had koymak, , başta O’na tabi Kurtuluş Hükümeti’nin çözülmesi ve grupların kontrolündeki bölgeleri idare edecek herkesi razı edecek esaslarla yeni bir kurumu yeniden oluşturmak gibi bu gruplardan bir daha bakılması istenen tüm dosyalar üzerinde müzakerelere zorlaması yeterince olumlu sonuçlardır.

Ayrıca, bu müzakerelerin sonuçlarının kazandıracağı bu gruplara (El Zenki, Ahrar el Şam ve Sukûr el Şam), “Heyet Tahrir el Şam”ın tutuklularının salıverilmesi, grupların haklarının iade edilmesi ve “Heyet”in İdlip ve diğerini ele geçirmesiyle yıkılan devrim kurumlarının eskiden olduğu gibi bir duruma getirmek fiilen gerçekleştiğinde yeniden geçen yıllar boyunca büyük kısmını kaybettiği iki hareketin devrimci meşruiyetini kazandıracağı gibi, bu çatışmanın sebeplerinden önemli bir sebebi olduğu söylemek mübalağa olmayacak derecede önemli bir nokta olan çözümün ciddi ve gelecekteki siyasi bir teamül olduğunda bölgesel ve uluslararası olarak bu grupların kredisini doğrudan artıracak sonuçlar olarak devrim faaliyetlerinin çevresinde tekrardan toplanmalarını sağlayacaktır.

Son olarak iki taraf arasındaki çatışmaları bitirmesi beklenen bu anlaşmadan en çok yararlanan, son olarak Suriye’nin kuzeyinde sayıları katlanan, rejim ve müttefikleri tarafından yedi yılıdır halka açılan savaştan büyük çilesine ek yeni bir çile ekleyen bu savaşmanın yansımalarından çok acı çeken bölge sakinleridir. Özellikle de savaşçılardan zayiatın çoğu bu veya şu sebebi kendilerine bularak şiddetli sertliğin etkileri altında bu veya şu grubun bir parçası olarak bulan, gerçekten de sürekli ve şümullü bir çözüm olması itibariyle anlaşmanın uygulanmaya yol bulması ümidiyle, bu halkın çocuklarındandır. 

 

 

 

 


Aqeel Hussein

Fransa'da ikâmet eden Suriye'li gazeteci - 2012-2015 süresi içinde birden fazla basın ve yayın organıyla savaş muhabiri olarak çalıştı

 

Bu içeriği paylaş